Blog

SEVGİLİ ENDÜSTRİ 4.0; SEN NEDEN ÖNEMLİSİN?

0

Sevgili endüstri 4.0; biz seni imalat sektöründe üretim, tasarım ve idari süreçlerin; yazılımlar, makineler, robotlar ve insan-makine entegrasyonuyla sağlanması olarak adlandırıyoruz. Ayrıca; siber-fiziksel sistemler, sensörler, yapay zeka, analiz algoritmaları, nesnelerin interneti (IoT), bulut bilişim ve bilişsel analiz yazılımlarını kullanıyorsun.

Dünyada akıllı ve karanlık fabrikalar olarak öne çıkarılan sen aslında, şirketlerin odaklandıkları alanları büyütmeden üretim maliyetlerini düşürerek kârlılığı artırmak için kullanılan tüm dijital iyileştirme çabalarının genel adısın. Bu bağlamda, daha genel kapsamlı olan dijital dönüşüm uygulamalarının sadece bir kısmını; ama önemli bir kısmını oluşturuyorsun.  

Ekosistemin akıllı fabrikalar, üretim hatlarının IoT destekli sensörlerle donatılması, bu sayede makinelerin, insanların ve bilgisayarların birbiriyle konuşmasıyla kuruluyor. Bu sistemler kaza geçiren işçilerin durumunu otomatik olarak ilgililere bildiren sistemleri, üretim bandındaki arızaların bildirilmesini ve üretim maliyetlerinin düşürülmesinden dijital pazarlama faaliyetlerinin iyileştirilmesine kadar oldukça geniş bir alanı kapsıyor.

Peki sensörlerle donatılan akıllı makineler ve robotları yöneten yapay zeka yazılımlarını  sevgili endüstri 4.0’da nasıl kullanıyoruz?

Bunlar ihtiyaca göre kolaylıkla özelleştirilerek düzenlenen modüler fabrikalar, fiziksel süreçleri takip eden siber-fiziksel sistemler ve fiziksel dünyanın sanal kopyasını çıkaran akıllı imalat bantları kurmakta kullanılıyor.

Sevgili Endüstri 4.0’ın en temel özelliklerinden biri acil ihtiyaçları karşılamak üzere anında kendi kararlarını alan akıllı makineler kullanmak. Öyle ki Endüstri 4.0’ın temelini oluşturan ERP yazılımlarının hızla evrim geçirerek üretim müdürleri ile endüstri mühendislerinin yerini alacak olan yapay zeka yazılımlarına dönüşmeye başladığını görüyoruz.

Akıllı yazılımlar geliştikçe imalat hattında çıkan sorunların hemen orada ve anında çözülmesi kolaylaşıyor. Böylece Endüstri 4.0 üretim, yönetim ve yönetişim süreçlerinde yarı merkezi (dağıtık) yapılar kuruyor. Bu da organizasyonlara rekabet gücünden üretim optimizasyonu ve kriz yönetimine kadar birçok alanda esneklik kazandırıyor.

Seni kim icat etti?

Sevgili Endüstri 4.0’ı Almanya icat etti. Almanya sanayileşmesini tamamlamış ve otomasyonda ileriye gitmiş güçlü bir merkezi devlet olarak öne çıkıyor. Ancak, Amerika ve özellikle Çin’den daha yüksek üretim maliyetleriyle çalışıyor. Bu da ülkenin rekabet gücünü azaltıyor.

Almanya bu sorunu aşmak için tümüyle kendi kendine çalışan, içinde insan olmayan, enerji tasarrufu için ışıkları yanmayan karanlık robot fabrikalar kurmayı planlıyor. Bu fabrikaları da merkezi şebekeden yarı bağımsız olan yerel güneş enerjisi sistemleriyle beslemek istiyor. Bu sebeple Endüstri 4.0 Türkiye’de tam olarak anlaşılmıyor ve dünyada içi pek doldurulamayan bir buzzword (moda sözcük) olarak eleştiriliyor.

Birbiriyle konuşan makineler

Endüstri 4.0’da makineler birbiriyle, robotlarla, bilgisayarlarla ve insanlarla iletişim kuruyor. Hem insanların anlayacağı bir dille iletişim kuruyor, hem de yeni işleri yapmak için yeniden programlamayı gerektirmeyen doğal dil sistemleri kullanıyor.

Örneğin Baxter robotlar ayakkabı paketlemeyi yazılım kodlarıyla değil, ayakkabı paketleyen işçilere bakarak öğreniyor. Hatta işçinin ne yaptığını anlamadığı zaman kafası yerine geçen LCD ekranda surat asarak konuyu anlamadığını insan işçilere belirtiyor. Bu aslında göçmen işçilerin dil bilmemesinden kaynaklanan iletişim sorunlarını çözmeye yönelik bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor.

Endüstri 4.0 bu süreçte çok kanallı pazarlamayı (multichannel) entegre çok kanallı pazarlamaya (omnichannel) dönüştürüyor. Kısacası şirket idaresinden üretim süreçlerine, ürün geliştirmeden pazarlama ve halkla ilişkilere kadar tüm alanları birbirine bağlayan dijital dönüşüm stratejilerinin akıllı makineler ayağını oluşturuyor. Bu şekilde maliyetleri azaltıp kârlılığı artırarak şirketlere değer katıyor.

Direnç noktaların

Endüstri 4.0’ın gerçekleştirilmesi için proje, kurum ve şirkete özel entegrasyon çözümleri geliştirmek gerekiyor. Özellikle de teknoloji ve yazılım ürünlerinin hazır modüllerle satılmasından çok, ihtiyaçlara göre özelleştirilen anahtar teslim modüler çözümlere odaklanmak önem taşıyor.

Bu bağlamda özelleştirme ve kişiselleştirme akıllı uygulamalarda başı çekiyor. İnsan makine-entegrasyonu ise teknolojinin işsizliğe yol açmadan sürece dahil edilmesinde önem taşıyor. İnsan-makine entegrasyonu, verimliliği ve iş güvenliğini artırırken istihdamın optimize edilmesini sağlıyor. Ancak, bu konuda en iyi sonucu almak için örgün öğretimde Endüstri 4.0’a hazırlık olarak dijital dönüşüm konularının anlatılması, MBA’i destekleyen yeni dijital dönüşüm programlarının geliştirilmesi ve dijital kültürün genç kuşaklarda pekiştirilmesi gerekiyor.

Seni Türkiye’de nasıl uygulamalıyız?

Aslında finans, otomotiv, telekom ve ilaç sektöründeki büyük şirketler gibi birkaç istisnayı saymazsak Türkiye’deki KOBİ’lerin Endüstri 2.0’a henüz yeni geçtiği görülüyor.

Bu sebeple ülkemizde Endüstri 4.0’ı karanlık robot fabrikalar olarak düşünmek yerine, yukarıda belirtilen süreç optimizasyonu teknolojileri ile ele almamız gerekiyor. Öncelikle de Endüstri 4.0’ın dijital dönüşümün ayrılmaz bir parçası olarak anlaşılması gerekiyor.

Doğrusu Türkiye’nin başlangıç seviyesindeki girişimleri (startup), KOBİ’leri ve imalat atölyeleri Endüstri 4.0’a geçmek için büyük bir potansiyele sahip bulunuyor. Nasıl derseniz: Endüstri 4.0 kapsamında sensörler, nesnelerin interneti ile cihazların küçülmesi Türkiye gerçeklerine uygun küçük çaplı, yerel, düşük maliyetli, esnek ve dağıtık teknolojilerle mümkün oluyor.

Bu sebeple Türkiye’de Endüstri 4.0 fason üretim yapan imalat atölyelerinden yılda 3 milyon dolar ciro yapan KOBİ’lere ve büyük holdinglere kadar her alanda hızla uygulanacak potansiyele sahip bulunuyor. Bununla beraber otomotiv, kimya, enerji ve tekstil sektöründe yan sanayinin ana sektöre entegre edilmesiyle maliyetleri düşürerek sektörün uluslararası rekabet gücünün artmasında büyük önem taşıyor. Bu entegrasyon Türkiye’de Endüstri 4.0 için öncelikli rol model ve yol haritası teşkil ediyor.

Nitekim Türkiye’nin atölyeleri ve startup’ları nokta atışı yapan küçük imalat otomasyonu çözümleri için harika bir gelişme ortamı (habitat) oluşturuyor. Diğer taraftan, Türkiye’deki büyük şirketler Endüstri 4.0 kapsamındaki akıllı fabrika çözümlerini uygulayacak konumda bulunuyor. Daha küçük işletmeler ise bulut tabanlı ön muhasebe programları ile hızla dijitale geçme imkânına sahip bulunuyor.

Türkiye’de güneş enerjisi, çok boyutlu yazıcılar ve hiperlokal destekli e-ticaret uygulamaları Endüstri 4.0’ın lojistik, enerji, bankacılık, ziraat (dron desteğiyle acil destek bekleyen kritik sektör), kamu (e-devlet) ve inşaat sektöründe uygulanabileceğini gösteriyor. Türkiye’de devlet destekleri de dahil Endüstri 4.0 ekonomisinin desteklenmesi için regülasyonların yeniden düzenlenmesi gerekiyor.

Günümüzde dijital teknolojiler, gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler arasında aşılamaz bir uçurum yaratıyor.

Endüstri 4.0, bu noktada Türkiye’nin kaçırma lüksünün olmadığı son tren olarak kalkıyor.

Begüm Kartal

Girişimci Fikirlerin Destekçisi : KOSGEB

Previous article

GİRİŞİMCİ KADIN LİDERLER PROGRAMI

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

More in Blog