Röportajlar

RANA ÖZŞEKER-RNA Değişim Yönetimi Kurucusu

0

Eğitimini Saint Benoit Fransız Lisesi ardından Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde tamamlayan daha sonra birçok büyük firmada çalışan Rana Özşeker’in denetim, finans sektöründen danışmanlığa uzanan ilham dolu yolculuğu. 

1- Eğitim hayatınız boyunca çalışıp staj yaptınız mı? 

Evet. Ben ilk paramı kazanmaya orta okulda başladım. Orta okulda okurken kendimden küçüklere ders vermeye başladım ve çok uzun süreler ders vererek kendi harçlığımı çıkardım, ailemden hiç para almadım. Üniversitede de farklı bankalarda staj yaptım. En uzun süreli Marmara Bank’ta staj yaptım. Bütün stajlarım finans ile ilgiliydi. Çünkü o zamanlar finans istediğime çok emindim, bu yüzden de hep bankalarda staj yaptım. 

2- Mezun olduktan sonra iş bulmakta zorlandınız mı? 

Hayır, zorlanmadım. O zaman da ne istediğimi çok iyi biliyordum ve finans sektöründe başarılı olmak için belirli yollar vardır. Bunlardan bir tanesi herkesin bildiği bir şeydir. Denetimle başlamak finansta başarılı olmanın en önemli adımlarından bir tanesidir. Çünkü denetimle başladığınız zaman finansın bütününü görürsünüz. Fakat bir yerde finansta çalışmaya başladığınızda bütünün sadece bir parçasını görürsünüz. 

Benim zamanımda Big 6’ti, şimdi Big 4, ben onlardan 4 tanesine başvurdum. Pricewaterhouse‘da (PwC) denetim asistanı olarak başladım. Daha okuldan çıkmadan işim hazırdı, dolayısıyla hiç zorlanmadım iş bulmakta. 

3- Hangi alanda ilerleyeceğinize nasıl karar verdiniz? 

Ben 10 yaşında tiyatro yapmaya başladım ve tiyatro konusunda büyük bir yeteneğim olduğunu hocalarım da söyledi. Ben aslında tiyatrocu olmak ve konservatuara gitmek istiyordum. Fakat ailemdekiler hep bankacı veya müfettiş, dolayısıyla başka bir şey aklıma bile gelmedi. 

Üniversiteye girdiğimde de pazarlama vs. dediğim zaman ailemden tepkiyle karşılaştım. Yani finans üzerine uzun uzun düşünerek değil de bulunduğum ortamın beni şekillendirmesi sonucu finansı seçtim. Rakamları çok seviyordum hala da çok seviyorum, rakamlarla aram her zaman çok iyidir ama bir süre sonra sıkıldım çünkü insan teması benim için çok önemli, etrafımda insan olmadığında çok mutsuz oluyorum ben. Finansta IT gibi insanlarla belli derecelerde ilişki kurabildiğiniz bir yer ve genellikle finansçılar pek sevilmez, sevilmemeyi de sevmiyorum ben. 🙂 

Orada çalışırken şunu fark ettim, ben finans, pazarlama, satış, IT gibi bölümlerle parçalarla çalışmak yerine puzzle gibi o parçaların birbirine oturduğu bütün ile çalışmayı seviyorum. O yüzden danışmanlık tarafına geçtim, çünkü burada bütün ile çalışıyorsunuz ve bence insan kendini tanıdıkça ve deneyim kazandıkça ne istediğini daha iyi görebiliyor.  

4- Sırasıyla hangi işlerde çalıştınız? 

PricewaterhouseCoopers’da denetim asistanı olarak başladım, eşimle de orada tanıştım. Fakat denetimi sevmedim, insanları denetlemek, hata aramak hoşuma giden bir şey değildi. 

Bence insanın kendisini iyi ifade edebilmesi iş bulması için en önemli nokta, ben bu konuda çok iyi olduğuma inanıyorum. 1,5-2 sene tecrübeyle PwC’dan, Procter&Gamble (P&G) Türkiye’ye muhasebe müdürü olarak geçtim ve ayrıca da Kafkasya ve Orta Asya Cumhuriyetleri’ndeki temsilcilikte çalıştım, orada da yine aynı şekilde muhasebe ve finansla ilgilendim. Çok seyahat isteyen bir iş olduğu için oradan Perfetti Türkiye’ye genel müdür yardımcılığına geçtim. Perfetti’ye geçtiğimde 28 yaşındaydım. Perfetti’de finans, idari işler, insan kaynakları ve IT bana bağlıydı ve orada bütünü sevdiğime karar verdim. Bir şey rutin olduğu zaman çok sıkılıyorum. Oradan ayrıldıktan sonra Türkiye’de yeni çalışmakta olan ve bütünü görebileceğim bir işte çalışmak istedim. SDV Horoz, Ingersoll Rand Türkiye ve Allied Domecq firmalarının kuruluş aşamalarında çalıştım ve üst düzey yöneticilik yaptım. 2005’te de ortaklarımla RNA Değişim Yönetimi’ni kurduk. O zamandan bu zamana da buradayım.  

5- Şu anda bulunduğunuz yerden memnun musunuz?  

Çok memnunum ama bu bir şeylerin değişmeyeceği anlamına gelmiyor. 🙂 Rutinlerden sıkılan biri olduğum için RNA’nın rotasını değiştirerek hep o rutinlerden kurtulduk. Odaklandığımız şirketler değişti, yaptığımız işin odak noktaları değişti. Son 2 senedir startuplara yönelerek o rutinden çıkmaya çalışıyorum. Dediğim gibi bulunduğum yerden çok memnunum, fakat bu ölene kadar burada kalacağım anlamına gelmiyor. İnsan açık ve esnek olmalı, şu anda en büyük hayalim sosyal bir girişimin bir parçası olmak.  

6-” Keşke” dediğiniz bir şey var mı? 

Hayatımda 1 tane ‘keşkem’ var. Bütün hayatım değişirdi, o zamanda belki keşke yapmasaydım derdim ama şu anda keşke deneseydim dediğim bir şey var. Üniversite son sınıftayken Amerika’da master yapmak istiyordum, orada biraz çalışmak, farklı bir kültürü deneyimlemek ondan sonra dönüp dönmeyeceğime karar vermek. Çok uğraştım, çok güzel burslar aldım. Fakat o dönemde babam rahatsızlandı ve bir takım ailevi sebeplerden dolayı gidemedim. Daha sonra yurt dışına gidebileceğim çok fazla iş imkanı çıktı karşıma, fakat değerlendirmedim. 

7- Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması nedir? 

Projenin tasarlanma aşaması en sevdiğim aşaması. Fikir boyutundayken doğru tasarlamak ve stratejinin doğru oluşturulması bence o işin başarılı olup olmayacağının temeli. O aşamanın sağlam olduğundan emin olmak benim için en keyifli taraf.  

8- İlgi alanlarınız neler? 

En büyük hobim öğrenmek. Yeni bir şey öğrendiğim zaman mutlu oluyorum. Beni her daim anlamsız şeyler öğrenirken görebilirsiniz. 🙂 Bazen örgü örmeyi öğrenmek isterim, bir bakarsınız elimde 3 çile yünle örgü örüyor olabilirim, bir bakarsınız model uçak yapmayı öğrenmek isterim ve her yerden model uçak parçaları çıkar. 🙂 Bu yüzden en çok kullandığım applerden biri de ‘Curiosity’ 

Kadınlar konusunda adaletli, eşit fırsat takıntılı olduğum konulardan biri, bir diğeri gençler, bir diğeri ise gelecek.  

9- RNA’yı kurarken neyden ilham aldınız? 

Değişmeyen tek şeyin değişim olduğu gerçeği. İnsanlar suya düştüğü için değil, sudan çıkamadığı için boğuluyor. İnsanların sudan çıkmasını yardım etme isteğim.  

Değişimi yönetmekle, değişime uyumlanmak arasındaki farkın farkına vardığım gün çok değiştim. Türkiye’de biz çok güzel değişime uyumlanıyoruz ama uyumlanmak takipçi olmak demektir. Birisi bir şeyi değiştirir ve siz uyumlanırsınız, takip edersiniz. Değişimi yönetmek lider olmak demektir, planlamak, görmek, karar vermek ve yola çıkmak demektir. Ben insanların, şirketlerin değişimi yönetebilmelerini istiyorum.  

10- Gençlere önermek istediğiniz bir şey var mı? 

Deneyin. Kendimizle ilgili bilmediğimiz çok şey var ve denemediğimiz sürece fark edemeyeceğimiz şeyler bunlar. Eğer hiç denemediyseniz çok iyi bir basketbolcu olacağınızı bilemezsiniz. Gelecekte girişimci olmayı hedefliyor olabilirsiniz, fakat okurken hiç kendi işinizmiş gibi bir şey yapmadıysanız, okuldan çıktıktan sonra denemediyseniz bilme şansınız yok. Bir şeye başladınız diye devam etmek zorunda değilsiniz. Başarısızlık korkusuyla veya yenildiğiniz için bırakmak değil ama mantıkla değerlendirdiğinizde daha iyi bir fırsat varsa bırakmak bence güçsüzlük değil, çok büyük bir cesaret işidir. Cesur olun. 

Ezgi Sincer

MEF ÜNİVERSİTESİ

Previous article

Bakış Açınızı Değiştirecek 3 TEDx Konuşması

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

More in Röportajlar